Sistemimizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için yasal mevzuata uygun çerezler kullanılır. Balıkesir Ticaret Platformu’yu kullanarak bu çerezleri kabul etmiş olursunuz. Detaylı bilgi için çerez politası sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Bu yazıya böyle başlık yakışırdı.
Bergama bisiklet festivali...
Hemen hemen her yıl köşe yazılarımda festivallerden bahsederim. Kötüsünden iyisine, güler yüzlüsünden suratsız olanına her birini kimseleri hedef göstermeden ve incitmeden köşemde yer veririm. Her ne şekilde olursa olsun içinde az ya da çok emek vardır ve o yüzden saygıyı gerektirir ve... Kimsenin kimseyi incitmeye hakkı yoktur. Neyse biz konumuza dönelim. Festivalleri köşemde misafir etmemin ilk gerekçesi emek harcayanlara küçücük bir teşekkür dokunuşu ve etkinliğin yapıldığı coğrafyayı, icra eden topluluğu ve... Tabii ki bisikleti ve bisikletin faydaları neler insanımıza sunmak.
Efendim sanırım dün kadar yakın zamana dayanır, Emine Aktürk kardeşimin hem aklına takılanları sorduğu, kimi konularda tavsiye istediği, en önemlisi beni festivallerinde artık görmek istediğini tatlı tatlı serzenişte bulunduğu telefon görüşmemizin üzerinden oysa iki ay geçivermiş, dile kolay zaman çok hızlı geçiyor değil mi?
Tek başıma gidecek değildim ya kartopu misali yanımda üç beş kişiyi de götürmeliydim, bu gönlü güzel insanların can siper hane emek harcayarak, uykusuz günler harcayarak tertipledikleri velesbit temaşasına. Dostluk bunu gerektirir değil mi?
Neyse efendim festivallere yeni aşiyan olan İbrahim kardeşimle birlikte güzel anılar, tatlı maceralar, yeni kurulacak dostluklar uğruna revan olduk Bergama yollarına. Festivalin ilk günü akşamın karanlığında varıverdik Kleopatra güzellik ılıcası yani kamp alanımıza. Tabii ki eski dostlarla hasret dindiren sarılmaların kavuşması ve bizleri karşılayan heyecanlı bir avuç güleç gözlü insanlar. Laf aramızda malum baharın son ayı yazı habercisi Mayıs ayındayız ve Ege'deyiz ya yanıma çok da kalın üst baş almamıştım. Daha sonra görecek günümüzü, boyumuzun ölçüsünü alacaktık.
Festivalin ilk sürüş sabahı serinden daha serti bir hava ve yağmurlar karşıladı bizi. Yılmak var mı, var mı yolumuzdan dönmek... Elbette söz konusu bile olamaz. İlk gün dağlardan, köyleri geçe geçe Dikil hedefimize ulaşıverdik. Ama dönüş, o dönüş yolu Dikili ile Bergama arası bisikletlilerle sert esen rüzgârların cihan savaşı. Kim mi kazandı, sizce...? Doğru bildiniz, on puan on puan cep, bisikletli macera severler. Varılan kamp alanında bizi bekleyen sürpriz dün gece yağmurların hediyesi soğuk hava. Hava soğuk da ama insanlar neden mutlu? Yazının sonunu bekleyin derim ben, ama siz bilirsiniz.
Festivalin ikinci günü düne nispeten daha hürmetkâr hava, güneş yüzünü gösteriyor en azından. Bu sefer yine dağlardan köy uğraklarını geçerek hedefimiz Çandarlı bu rotada öğlen yemeği için yemeklerine el lezzetleri kattıkları yetmezmiş gibi dadlı dilleri, güler yüzleri ile bizleri pek güzel ağırlayan muhtarımız ve kadınlarımıza teşekkür etmeden geçemezdik. Çandarlı'ya vardık, kalesi gezildi, dönüşte bizleri bekleyen zalım rüzgârlı yolculuk öncesi dinlemeler yapıldı ve... Vakit yola düşme vaktidir. Yaklaşık 40 km. rüzgârlarla boğuşa boğuşa nihayet sağ salim kamp alanına çok şükür kavuştuk.
Neyi merak ederim biliyor musunuz? Rüzgârlara karşı pedallar döner, yağmur içimizden geçer, yorgunluk ve yılgınlık kimi zaman cabası. Varılınca yolculuğun vuslatına insanlar neden mutlu?
Sebep basit aslında kimi yoldaşından, kimi de cesaret veren bu işlerde uğraşanından. Üç gün boyunca yemekler, ikramlar insanların tutum ve davranışı, ilgi ve alakası teşbihte hata olmazsa aliyyül âlâ. Yani... Evet eksiklik, hata yok muydu, elbette olacak insanın olduğu yerde her şey olur ve olacak da. Ama gayretler içinde insanların çabaladığını, yardımcı olmak için kendilerini paraladığını görmek rüzgârı tersine döndürür ve içten bir tebessümle teşekkür onların mükâfatıdır.
Sadece Emine ve Metin abiyi tanıdığım bu festivalin kahramanlarından yeni tanışlarla eve dönme vaktidir artık. Düsturumuz şöyleydi unutmayalım niyet halis akıbet halis ve bir de her imkan, şartlar ve havanın merhameti kıt olabilir ama biz bisikletliler her imkan ve şartta mutlu olmasını, anın tadını çıkarmasını bilmesek festivallerde ne işimiz var değil mi efendim.
Ve şimdi gelelim bize rotaları ve güler yüzleriyle gönül ikramlıklarını sunan Bergama bisiklet festivali komitesine teşekküre...
Olumsuz hava koşullarını ve bizim göremediğimiz onları (varsa) üzen eksiklikleri bizlere hissettirmeyen festivalden keyif almamız için ellerinden geleni yapan, ilk günden etkinlik bitimine kadar bizlere ev sahipliği yapmak için canla başla emek veren başta
Emine Pür Aktürk üzere
Timuçin Sarğut
Ozan YILMAZ (Dikili)
Dilek ve Mehmet Altay çiftine
Metin Aktürk
İlkay Vurucu
Fatma ve Ayşegül hanımlara
İlkay Kasap
Şerif Ahmet
Seçkin Şahbaz'a yürekten koca koca alkış demetleri, her şey için sonsuz teşekkürler, başka coğrafyalarda görüşmek üzere...
Unutmayalım ki her festival eski dostların vuslat yeri, yeni doğacak dostluklara kundaktır, saygılarımla.
Yücel Uysal (soloturco)
Hikayenin Adı Bir ÖMÜR'lük NEFES Olsun
Kötü alışkanlıklarım var benim.
Şimdi Nereden Başlayayım
Benim öyle uçsuz bucaksız tarlalarım olmadı
Bayram bir yolculuksa başlı başına. Yol kim, vuslat kim, yola revan olduran kim?
Şu koskoca şehir kaç yalnızlığı barındırıyor içinde
Güzel olan sadece sen misin?
Yağmurların da diyecekleri var
Şiirler hep hüzün depremleri yaşatır
Hayat bazen haylaz bir çocuk olmak
Taşınan yük ne eldedir ne omuzda ne de sırtta
Küçük bir sahil kasabası
Sen gitsen ben kalırım
Sussam yalnızlık, konuşsam yalnızlık
Hayat Hep Siyah Beyaz mıdır?
Şimdiki aklım o zamanki hayallerime hükmetseydi eğer
Bugün gözlerimi açtım sen
Kendimi bazı zaman vadesi gelmiş borç gibi hissediyorum
O kadar kolay kazanmadım ben yaralarımı
Sözün eşiğinden demişti bir gönül dostum, sözün eşiğinden. Söz, eşiği ve gönül.
Öküz öldü ortaklık bozuldu, eski çamlar bardak oldu, o köprünün altından çok sular aktı.
Pinokyo desem, 80'lerde çocuksanız bir de ilk aklınıza gelen ne olur?
Bizim çocukluğumuzda her şey siyah beyazdı.
Çocukluğumuzun mahallesi mi yoksa çocukluğumuzu sevdiren mahallemiz mi?
Her devrin çocukluğu da bir başka gençliği de
Sevgili okurlar sizlere bu defa bisiklete dair cümleler lütfu ikramda bulunacaktım ama o konuyu sonralara bıraktım. Neden derseniz eğer? Söyle ki;
Yazık çok yazık o zaman içindeki çocuğu özgür bırak
Kuzulu kapılardan geçilir bu köhne evlerin hayatlarına
Harmandalının heybetini özgerlerinde saklayanım
Ne Mutlu Türküm Diyene
En ağır yorgunluklar
Her anıyla adına yakışır bir festival
Sihiri ruhunda olan alameti mucize değil mi sizce?
Sesini duyuramadığın kalp
19 Eylül Gaziler Günü Münasebeti ve Anısına
Her şey gelir geçer dostluklar baki kalır
Kime güvenir bu naçiz gönül?
En koyusundan
Bisikletin envai çeşit seçenekleri ve yolculukları
Ömrüm adım adım tüketmekte kendini
Uzun Turlar
Kapılar diyorum
Denizden daha mavi gözler
Neredeyse Ekim ayının başından bu yana yollardayım
Kitap nasıl bir yolculuk yapar
Ne mutlu Türk'üm diyene!
İnsanlar arasında gözlere sırlı bir bağ vardır ki
Dün dinlediğim bir şiirde geçiyordu ve beni derinden etkilemişti.
Gök kubbedeki bulut tarlaları
Gök maviliklerden kalem tutuştursam eline
Gariban zamanların yokluk görmüş çocuklarıydık
Siyah Beyaz Hatırat, Anekdotlar
Sarıkamış deyince çok şeyler yazılır ve çizilir.
Nerede eksik kalmış çocukluk görsem
Herkese içindeki iyilik kadar iyi bir hayat dilerim
Çocukluk zamanlarımdan hatırlıyorum
Can Bağıyla Birbirlerine Bağlı Olanlar
Harfler tek başına yağmur damlaları gibidir bazı zaman
İnsanın hayatında çınar ağaçları vardır.
İnsan elinde olanların kıymetini bilmesi gerekir
Eski sevdalara dair ne varsa öyle yaşamalı
Bundan sonra zor geçerim Toroslar'dan öte yana
Çanakkale... Söze Girince
En mukaddes ay
Ömürden Nefese AŞK OLA
Sana sen de benim gözlerim gibi baksaydın
2. yıla merhaba
İyi Bayramlar
Kabus gibi, buhran içinde geçen günlerin içinden
Önce aklını başına devşir
Ben, çocukluğumun tek şahidi olduğu eski mahallemi özledim
Öncesi evlatlık, ortası babalık
Ele güne karşı yapayalnız böyle de olmaz ki
Ne işe yarar eller, ellerimiz?
Eylül gelmiş diyorlar
Yıl 2013 güz aylarında başladı her şey. Ufak tefek atışmalar, sanılır ki iki ozan karşılıklı atışıyor
Okuyup, yazdığımız konuştuğumuz dil basittir aslında
Ne Mutlu Türk'üm Diyene
Farkımız İnsanlığa Adımlarımız
1997-2001 yılları arası geçen dört yıl
Yeni bir yıla merhaba dedik
Malumunuz 2023'ün son günlerinde hakemler gündemin başköşesinde
Limanda ne kadar gemi varsa hepsi de gittiler
Hepimizin bir ekmek parası telaşı var
Aşkın dini, milleti, rengi olur mu?
İnsanlığın doğduğu topraklar
Eski evlere yakışır mı fiyakalı vesikalar?
Öyle bir afet düşünün ki...
Hayatın her anının kıymetinin anlaşılma etkisi
Biraz mavilik bir tutam bulut heves eder yüreğim
Bazı zamanlar zamansızdır bazı anların ise tarifi imkansız
Çanakkale Geçilmez
Kutsalıdır her inancın kadın
Sevmek lazım yine de hayatı yoksa gerisi boş
Bayramımız bayram olsun
Kaldığı yerden başlamalı. Kaldığı yerden...
Ardında Bıraktığı Hoş Hatıralarla, Gâhi Ağlatıp, Gâhi Güldüren
Günaydın demek, sadece olağan hayatın adet yerini bulsun misali
Şimdi gitmek mi lazım kalmak mı?
Bugün günlerden pişmanlık olsun
Rüyada Yaşasak Demeyenimiz Yok Gibiydi.
Muhteşem doğa içinde harika rotalar
Bize bıraktıklarına paha biçmek zor
Sonsuz saygı, sevgi ve şükranlarımızla
Her gün, her saat, her saniye ve her anımız, gizemli yolculuklara, yeni serüven, yaşam kavgası içinde yeni hayat maceralarına gebedir.
Kırk Sekizin Yediverenleri
Yeni Bir Yıl
Fotoğraf Erbabı Kıymetli Dost Erdinç Özal
MUHTAÇ OLDUĞUMUZ KUDRET DAMARLARIMIZDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR
Sizin çocukluğunuz nasıl geçti bilmem lâkin ilgimi çekmiyor da değil.
EHLİNE VERİLMEYEN HER İŞ, HER ŞEY ZİYANDIR...
Herkesin içindeki temiz dünya kadar güzelliklerle geçecek bayramlar dilerim
4 yıl öncesine dayanır bu yolculuğun ilk kalp atışları
Çocuklarımız ile çocukluklarımız arasında uçurumlar var
Yolculuklarımız hep insana doğru, mücadelemiz hep yarınlarımız, gençlerimiz, çocuklarımızın iyi bir geleceğe sahip olması için
VAKİT ARTIK ÇOK GEÇ O LA CAK...
Bu sefer Çamlıca'dan değil Gönüllerin en mukaddes ufkundan yükseldi nağmeler
Sıralama yapsak çıkan sonuç kimi mutlu eder, kimleri mutsuz?
Malum mevsimlerin yazlık günlerine misafiriz ve... Düğünler, dernekler vs.
NE HAYALLER DÜŞTEN GERÇEĞE KAVUŞUR
BİR BENCİLLİĞİN RUHSUZLUĞU
Bisikletçiler ve Bisikletleri
YANAN ORMANLARIMIZ
ÇOCUKLUĞUM
ÇÜNKÜ ONLARA VEFÂ BORCUN VAR.
20-21 Eylül Keykubad Yolu Bisiklet Turu Hatırasına
Ulu bir kaledir GAZİ BALIKESİR
Bunları size öğretecek değilim
Sonra zamana küsmüş, kendine bile gecikmiş hatıralar
Aralık ayındayız… Yılın son virajında, ilahi bir iklimi soluruz bu ayda.
Bir şehrin gözü, kulağı, nefesidir ve hatta kalbinin attığı yerdir, bedesten ve arastalar
Bu sene de yapamadıklarımızda bahar yine yeni seneye kaldı
Göz açıp kapayasıya kadar kısa ömürle
Önümüzde iki resim, iki fotoğraf, bu iki görselde iki farklı nesil var
Cinsi ayrımcılık algısı oluşmasın diye gayret gösteriyorum ama....
...
Ben, üçe ayırırdım bayramları
Bir ömür nasıl yaşanır?
1919 yılının Mayıs'ın 16'sında İstanbul'dan çıktığı özgürlük, bağımsızlık, istiklalden istikbale
Peki bayram yeri neresidir diye bir sual hasıl olsa cevapları ne ola ki?
Daha öncekileri gibi çıktığım kitaptan sebep yolculuklarımdan biriydi Afyonkarahisar kitap günleri.
Gerçekten zaman çok mu hızlı akıyor yoksa biz mi teraziyi ortalayamıyoruz?
Hayat bu, içinde doğmak, yaşamak gibi ölüm de doğal ve zamanın döngüsünün son durağı bu fani dünya için.
Hayatı bir hasret ve vuslat yolculuğu olarak gören yazar, Bornova Kitap Günleri’nin ardından kelimelerin ve rüzgâra teslim bir ömrün hüznünü kaleme alıyor.