Çerezler Hakkında Bilgilendirme

Sistemimizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için yasal mevzuata uygun çerezler kullanılır. Balıkesir Ticaret Platformu’yu kullanarak bu çerezleri kabul etmiş olursunuz. Detaylı bilgi için çerez politası sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Tamam
7 Eylül 2026, Pazartesi
Anasayfa Künye ve İletişim

Arama

ZAMANIN RUHU

Bazı dönemler vardır; insanlar yaşadıkları çağın farkında olmadan yaşarlar.

Günlük telaşların, ekonomik kaygıların, siyasi tartışmaların, teknolojik gelişmelerin içinde savrulup giderken, aslında kendilerini şekillendiren görünmez bir iklimin etkisi altında olduklarını pek düşünmezler. Oysa her dönemin bir ruhu vardır. İnsanların neye inandığını, neye kızdığını, neye sevindiğini, neyi değerli, neyi değersiz gördüğünü belirleyen bir ruh…

 

İçinde yaşadığımız çağın ruhu ise belki de insanlık tarihinin en büyük çelişkilerini bünyesinde taşıyor. Hiçbir dönemde insan, bugünkü kadar bilgiye ulaşma imkânına sahip olmadı. Fakat garip bir şekilde, bilginin arttığı ölçüde hikmetin azaldığı bir zamandan geçiyoruz. Birkaç saniye içinde dünyanın öbür ucundaki gelişmeleri öğrenebiliyor, binlerce kitaba tek tuşla ulaşabiliyoruz. Ancak bütün bu bilgi yığınının içinde düşünmeye, sorgulamaya ve anlamaya ayırdığımız zaman giderek azalıyor.

 

Çünkü çağımızın en büyük talebi hızdır. Her şey hızlı olmalı. Başarı hızlı gelmeli, para hızlı kazanılmalı, haberler hızlı tüketilmeli, dostluklar hızlı kurulmalı, hatta mutluluk bile hızlı yaşanmalıdır. Fakat insan ruhunun kendine ait bir zamanı vardır. Bir ağacın büyümesi gibi, bir çocuğun olgunlaşması gibi, sevginin kök salması gibi, acının dinmesi gibi. İnsan, makine değildir. Ne var ki zamanın ruhu, insanı da bir makineye dönüştürmek istiyor. Sürekli üretmesini, sürekli tüketmesini, sürekli yarışmasını ve sürekli daha fazlasını istemesini öğütlüyor. Bir an durup etrafına bakan, kendisiyle baş başa kalan insan ise neredeyse çağ dışı ilan ediliyor. Belki de bu yüzden çağımızın insanı çok şey biliyor ama az şey hissediyor. Çok konuşuyor ama az dinliyor. Kalabalıklar içinde yaşıyor ama giderek yalnızlaşıyor.

 

Bir zamanlar insanlar mektuplarla haberleşirken birbirlerini özlerdi. Şimdi saniyeler içinde görüntülü konuşabiliyoruz ama birbirimizi anlamakta zorlanıyoruz. İletişim araçları çoğaldıkça iletişimin kendisi eksiliyor. Daha fazla bağlantı, daha az yakınlık. Daha fazla görünürlük, daha az samimiyet. Daha fazla tüketim, daha az huzur. Belki de çağımızın en büyük trajedisi burada yatıyor. İnsanlık refahı artırırken mutluluğu aynı oranda büyütemedi. Teknoloji ilerledi ama merhamet aynı hızla ilerlemedi. Binalar yükseldi ama gönüller aynı ölçüde genişlemedi. Ekonomiler büyüdü fakat insanın içindeki boşluk da büyüdü. Bir tarafta yapay zekâdan, uzay yolculuklarından, dijital devrimlerden söz ediyoruz; diğer tarafta yalnızlıktan, depresyondan, yabancılaşmadan ve anlam krizinden bahsediyoruz. Çünkü insan sadece maddeden ibaret değildir. İnsanın ekmeğe ihtiyacı olduğu kadar anlamaya, anlaşılmaya, sevilmeye ve ait olmaya da ihtiyacı vardır.

 

Ne yazık ki zamanın ruhu, insanı çoğu zaman sahip olduklarıyla ölçüyor. Ne kadar kazandığıyla. Ne kadar takipçisi olduğuyla. Ne kadar tanındığıyla. Ne kadar tükettiğiyle. Oysa insanın gerçek değeri, sahip olduklarında değil, sahip çıktıklarında gizlidir. Vicdanında, Merhametinde, Sadakatinde, Dürüstlüğünde Ve başkalarının hayatına bıraktığı izlerde…

 

Bugün dünyaya baktığımızda büyük bir gürültü görüyoruz. Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor. Herkes kendini anlatmaya çalışıyor ama kimse karşısındakini anlamaya vakit ayırmıyor. Herkes haklı olmak istiyor; oysa kimse hakikatin peşinden gitmiyor.

 

Belki de çağımızın en büyük yoksulluğu, anlam yoksulluğudur. Çünkü insan sadece para kaybettiğinde fakirleşmez. Umutlarını kaybettiğinde de fakirleşir. Vicdanını kaybettiğinde de, Merhametini kaybettiğinde de Birlikte yaşama kültürünü kaybettiğinde de…

 

İşte tam da bu yüzden, zamanın ruhuna teslim olmak ile onu anlamak arasında büyük bir fark vardır. Çağın getirdiklerinden faydalanmak başka şeydir; çağın sürüklediği yere sorgusuz sualsiz gitmek başka.

 

Belki de günümüzde gerçek cesaret, herkesin bağırdığı yerde sesini yükseltmek değil; herkesin susturduğu değerleri savunabilmektir. Herkesin koştuğu yerde gerektiğinde durabilmektir. Herkesin tükettiği yerde kanaati koruyabilmektir. Herkesin birbirine benzediği bir zamanda, insan kalabilmektir. Çünkü tarih boyunca medeniyetleri ayakta tutan şey, sadece ekonomik güç ya da teknolojik üstünlük olmamıştır. Toplumları yaşatan asıl unsur; adalet duygusu, vicdan, ahlak ve insanlık bilinci olmuştur.

 

Zaman değişir. Nesiller değişir. Dünyanın dengeleri değişir. Fakat insanın özünde değişmeyen bazı hakikatler vardır. İyilik hâlâ iyiliktir. Adalet hâlâ adalettir. Merhamet hâlâ merhamettir. Ve insan, hangi yüzyılda yaşarsa yaşasın, kendisini insan yapan değerlerden uzaklaştığında, aslında sahip olduğu her şeye rağmen bir şeyleri kaybetmeye başlar.

 

Belki de yaşadığımız çağın bize sorduğu en önemli soru şudur: Teknolojiyi ne kadar geliştirdiğimiz değil. Ekonomiyi ne kadar büyüttüğümüz değil. Dünyayı ne kadar değiştirdiğimizde. Her çağın kendine özgü bir sesi, bir telaşı, bir yönü vardır. Tarihçiler buna “zamanın ruhu” der. İnsanlar değişir, teknolojiler gelişir, sınırlar yeniden çizilir; fakat asıl değişen, insanın dünyayı algılama biçimidir.

 

İçinde yaşadığımız çağın ruhu ise hız üzerine kurulmuş durumda. Her şey daha çabuk olsun istiyoruz. Haberler saniyeler içinde yayılıyor, fikirler birkaç cümleye sığdırılıyor, ilişkiler bile sabırsızlığın gölgesinde şekilleniyor. Oysa insan ruhu, teknolojinin hızına ayak uydurabilecek kadar mekanik değil. Düşünmek, anlamak, sevmek, üretmek ve hatta yas tutmak bile zamana ihtiyaç duyuyor.

 

Bir yandan hiç olmadığı kadar birbirimize bağlıyız; diğer yandan hiç olmadığı kadar yalnızız. Binlerce kişiye ulaşabilen ekranlarımız var ama derdimizi gerçekten anlatabildiğimiz insanların sayısı giderek azalıyor. Kalabalıklar içinde görünür olma çabası, çoğu zaman insanı kendi iç dünyasına yabancılaştırıyor.

 

Zamanın ruhu aynı zamanda bir tüketim kültürü inşa ediyor. Sadece eşyaları değil, duyguları, ilişkileri ve hatta fikirleri bile hızla tüketiyoruz. Dün hayran olduğumuz şeyleri bugün unutuyor, bugün tartıştıklarımızı yarın hatırlamıyoruz. Sürekli yeninin peşinden koşarken, kalıcı olanın değerini gözden kaçırıyoruz.

 

Ancak her çağ, kendi panzehirini de içinde taşır. Hızın hüküm sürdüğü bir dönemde yavaşlayabilmek, gürültünün ortasında sessizliği koruyabilmek, kalabalıklar arasında insan kalabilmek belki de çağımızın en büyük erdemidir. Çünkü zamanın ruhuna teslim olmak başka şeydir, onu anlamak ve gerektiğinde ona karşı durabilmek başka.

 

Belki de asıl mesele, çağın bizi nereye sürüklediği değil; bütün bu değişimin içinde kendi vicdanımızı, değerlerimizi ve insanlığımızı ne kadar koruyabildiğimizdir. Çünkü günün sonunda zamanı şekillendiren de, ona ruhunu veren de yine insandır.

 

Ve insan, hangi çağda yaşarsa yaşasın, anlam arayışından vazgeçmediği sürece geleceğe dair umudunu da kaybetmeyecektir…

Birol Fıçı Diğer Yazıları

Balıkesir’de Sporun Sessiz Gücü

Balıkesir, sporla hem gençliğini diri tutabilir hem de Türkiye'ye örnek bir şehir haline gelebilir.

Kurban Bayramı: Dün İle Bugün Arasında Köprü Kurmak

Bayram Sabahları

BABALAR GÜNÜ

Yılın en anlamlı günlerinden biridir Babalar Günü

Eğitimin Toplumsal Gücü:

Süreklilik Arz Eden, Derin Bir Süreç

TOPRAĞIN ÜÇ SAÇ AYAĞI:

Tarım, Hayvancılık, Çiftçi

KONFORLA VİCDAN ARASINDA:

İKLİM KANUNLARI MI, ÖZGÜRLÜĞÜN KAYIP NOKTASI MI?

SPORUN SESSİZ GÜCÜNDEN EVRENSEL GÜCÜNE

Fifa Dünya Kulüpler Kupası maçlarını izlemek

6 EYLÜL MİLLİ FUARI

Balıkesir’in Kaybolan Neşesi

MÜZİĞİN DUYGUSAL GÜCÜ:

Kalbin Konuştuğu Dil

YUMRUKLARIN ZARAFETİ

Boksun Estetikle Dansı

BALIKESİR KENDİ KADERİNİ YAZABİLİR Mİ?

Balıkesir nasıl gelişir, nasıl değişir, nasıl kendi kendini geliştirir?

DEPREM NEDİR?

YERİN SESSİZ İSYANI

KAHVALTININ YÜREĞE DÜŞEN HALİ

BALIKESİR SOFRASI

30 AĞUSTOS SADECE BİR ZAFER DEĞİL BİR KARARIN BAYRAMIDIR

Bazı zaferler sadece cephede kazanılmaz

KUVAYI MİLLİYE’NİN KALBİ BALIKESİR

Yıl 1919

BİR ŞEHRİN YUMRUĞU GÜREL FIÇI’NIN HİKAYESİ

12 Eylül’ün yıl dönümüne ithafen

KEŞKE DEMEMEK İÇİN

Zamanın ayak izleri, her birimizin kalbinde başka başka şekillerde belirir.

HİÇBİR YENİLGİ DOĞRU BİR BAŞLANGICIN ÖNÜNE GEÇEMEZ

Biz bu oyunu gerçekten seviyoruz

TOPRAĞIN ALTINA SIĞMAYAN HIRSLARIMIZ

Sonsuzluğu hayal eden bir kalp, geçici olanla kendini kandırmamalı

BEYNİN GİZLİ DİLİ

ÖNGÖRÜSEL KODLAMA VE ALGISAL TAMAMLAMA

İNSANIN NADİR ELEMENTLERİ

İnsanlık tükenmeyecektir

ZAMANIN AHLAKI

Bir Ömrün Sessiz Hırsızlarına Dair

KENDİNE RAĞMEN YÜRÜMEK

İnsanın hayatında bir dönem gelir

10 KASIM

SADECE BİR ÜLKENİN DEĞİL, BİR İNSANLIĞIN YASI

BİR BARDAK ÇAYLIK ÖMÜR

Bir bardak çay içimlikmiş bir ömür meğer…

BİR TOPRAĞIN KADERİNİ DEĞİŞTİRENLER

Bugün 24 Kasım

BİR ŞEHRİN KİLİT İNSANLARI

Her şehirde bazı insanlar vardır

ZİYADESİYLE ZİYAN OLMAK

Hayatta insanın içini en çok acıtan şey, yanlış yaptıkları değil

YÜKÜ GEÇMİŞTEN BORCU GELECEKTEN OLAN ADAM

Belki de en büyük çığlık, erkeğin sessizliğinde gizli

BİR BOKS MAÇININ ARDINDAN

Boks Kavga Değildir, Gücün Bilgiyle Terbiye Edildiği Spordur

YILBAŞI

Hayatın Rengine Dokunan Bir Umut

YENİÇAĞIN OKUMA YAZMASI

Yapay Zekâyı Anlamak

MÜZİĞİN ANATOMİSİ

Müzik, kulağa gelen hoş bir ses olmaktan çok daha fazlasıdır

BİR İNSAN ÖMRÜNÜ NEYE VERMELİ?

Hayat, elimizde tutmaya çalıştığımız ama parmaklarımızın arasından sürekli kayan ince bir kum

EVRENE SÖZÜNÜ DİNLETMEK Mİ, KENDİNE KULAK VERMEK Mİ?

Son yıllarda evrenle aramız epey samimi

BİR HARFİN BORCU

Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum

BİLİMİN IŞIĞINDA YÜRÜMEK

İnsanlık tarihi, karanlıktan aydınlığa doğru atılan adımların hikâyesidir.

İNSAN ÖMRÜ YAŞADIĞI ANLARDAN OLUŞUR

Bazı anılar vardır; fotoğrafı yoktur, tarihi belli değildir,

RAMAZAN-I ŞERİF

On bir ayın sultanı Ramazan

BİLİŞSEL KONTROL

Direksiyonda kimin olduğu, gideceğimiz yolu belirler.

KARAR YORGUNLUĞU

Sabah gözümüzü açar açmaz başlıyor karar maratonu

YAŞAMAK BİR SANATTIR

Yaşamak bir sanattır; herkes yaşamayı beceremez

SAĞLIK

Hayatın En Değerli Yatırımı

GAFİL GEZME ŞAŞKIN BİR GÜN ÖLÜRSÜN

“Gafil gezme şaşkın, bir gün ölürsün” sözü, Anadolu irfanının en sert ama en merhametli uyarılarından biridir.

BEYİN SİSİ

Düşüncelerimizin Üzerine Çöken Sessiz Bulut

ZAMANI YOK

Hepimizin diline yerleşmiş, neredeyse refleks haline gelmiş bir cümle var: Zamanım yok

BİR ROL

Günümüz dünyasında herkes bir sahnede

İNSAN OLMAK

İnsan olmak üzerine sayısız kitap yazıldı, teoriler üretildi, felsefeler kuruldu.

RUTİN

Hayatın Sessiz Mimarı

ANNELER GÜNÜ

Sevgi ve emekle geçen bir ömür…

19 MAYIS

19 Mayıs, sadece bir takvim yaprağı değildir. Bir milletin küllerinden yeniden ayağa kalkmaya karar verdiği gündür.

ÇOCUKLARIMIZ VE SPOR

Sabahın erken saatinde okul servisine yetişmeye çalışan çocuklar

MENTAL SAĞLIK

Modern çağın en büyük paradokslarından biri şu olabilir

YOĞUN BAKIM

İnsan, annesinin elini ilk tuttuğu günü hatırlamaz.

FUTBOLUN DİNAMİĞİ

Futbol, dünyanın en basit görünen ama en karmaşık oyunlarından biri.

balikesirticaretplatformu.com 100 Yüze Danışmanlık İştirakidir.
© Telif Hakları 2021. Tüm hakları saklıdır.
balikesirticaretplatformu.com 100 Yüze Danışmanlık İştirakidir. ComveCom
© Telif Hakları 2021. Tüm hakları saklıdır.