Çerezler Hakkında Bilgilendirme

Sistemimizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için yasal mevzuata uygun çerezler kullanılır. Balıkesir Ticaret Platformu’yu kullanarak bu çerezleri kabul etmiş olursunuz. Detaylı bilgi için çerez politası sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Tamam
7 Eylül 2026, Pazartesi
Anasayfa Künye ve İletişim

Arama

YOĞUN BAKIM

İnsan, annesinin elini ilk tuttuğu günü hatırlamaz.

Ama o elin kendisini hiç bırakmadığını bilir. Düştüğünde kaldıran. Hastalandığında sabahlara kadar başında bekleyen. Üşüdüğünde üzerine örtü örten. Ağladığında gözyaşını kendi gözyaşı gibi hisseden, bir insan vardır hayatımızda. Adına “anne” deriz. Ve çoğu zaman onun hep orada olacağını zannederiz. Çünkü insan, annesinin varlığının her zaman var olacağını sanır. Ta ki bir gün. Bir yoğun bakım kapısının önünde, elinden hiçbir şey gelmeden beklemeye başlayana kadar. İşte o gün, insanın içindeki bütün dengeler değişir.

Hayatta bazı acılar vardır. İnsan onları anlatmak ister ama kelimeler yetmez. Çünkü bazı acılar yaşanır. Ama tarif edilemez. Bazı yaralar görünmez. Ama insanın içini lime lime eder. Ve bazı çaresizlikler vardır ki, insanı öldürmez ama her gün biraz daha eksiltir. Ölmekten beter eder. Acısı olan, böyle bir çaresizliğin içinde yaşar. Her sabah gözlerini açar ama yeni bir güne başlamaz. Yeni bir acıya, yeni bir özleme, yeni bir korkuya, yeni bir parçalanışa uyanır.

Canın…Sığınağın…Çocukluğun…Dünyan…Yaşam destek ünitesine bağlı olarak bir odada yatar. Sen her gün onu görmeye gidersin. Ve her gün biraz daha eksilirsin. Kapıdan içeri girdiğin anda, yüreğinin üzerine görünmeyen bir kor çöker. O odadaki sessizlik. Cihazların sesi. O ağır hava…Bütün bunlar ruhuna işler. Ve sonra gözlerin annene takılır. Benim canım annem. Bir zamanlar benim saçımı okşayan eller. Beni ateşler içinde sabahlara kadar bekleyen gözler. Bir yerim acıdığında benden önce canı yanan yüreği. Şimdi yoğun bakım odasındadır. Ve sen, elinden hiçbir şey gelmeden ona bakarsın. İşte insanı en çok öldüren şey de bu olur, çaresizlik… Elinden hiçbir şey gelmez.

Bir evladın yaşayabileceği en ağır yüklerden biri, annesinin acısını seyretmektir. Keşke mümkün olsa. Keşke bütün acılarını bana verebilse. Keşke bütün ağrıları benim bedenimde toplansa. Keşke o rahat etse de ben yansam. Ben razıyım. Yeter ki annem çekmesin dersin. Ama olmaz. İnsan sevdiği için her şeyi göze alabiliyor da, çaresizliği göze alamıyor. Çünkü çaresizlik insanın içini kemiren görünmez bir canavar gibi. Her gün biraz daha yiyor insanı. Her gün biraz daha tüketiyor. Ve her gün annenin yanına gidersin. Dakikalarca ona bakarsın. İçinden binlerce cümle geçer. Konuşursun. Dualar edersin. Sessizce ağlarsın. Bazen elini tutarsın. Bazen yüzüne bakarsın. Ve her bakışında içinde başka bir yer yıkılır. Çünkü sadece anneni görmezsin. Geçmişini görürsün. Çocukluğunu görürsün. Sana sarıldığı günleri görürsün. Hastalandığın gecelerde başucunda bekleyişini görürsün. Bir lokma fazla yiyesin diye uğraştığı günleri görürsün. Onun gözlerinde yıllarını görürsün. Ve şimdi sana hayat veren insanın karşısında, hiçbir şey yapamadan durursun. İnsan bunun ağırlığını nasıl taşıyabilir? Çünkü yaşadığın şey bir üzüntü değildir. Bu, içine çöken bir ateş, bir kordur. Bu, her nefes alışta yeniden kanayan bir yaradır. Bu, içinden kopan parçaların acı dolu sessiz çığlığıdır. Artık gözyaşların bile acını anlatmaya yetmez. Çünkü bazı ağrılar gözlerden değil, ruhun en derin yerlerinden akar.

En ağır an ise, ziyaret saati bitince başlar. İşte o an…İşte o birkaç dakika…Tarifini hâlâ bulamadığın bir işkence gibidir. Annenin yüzüne son bir kez bakarsın. Saçlarını düzeltirsin. Sessizce yanağını okşarsın. Belki içinden bin kere “Seni seviyorum anne. Merak etme ben yanındayım, buradayım, kapının yanında bekliyorum…” dersin. Ve sonra dönüp çıkman gerekir. Ayakların gider ama yüreğin gitmez. Aslında hastaneden çıkmazsın. Canını orada bırakıp dönersin. Her ayrılışta sanki etlerinden bir parça kopar. Her kapı kapanışında içinde başka bir şey ölür. Ve dışarı çıktığında kendini eksilmiş hissedersin. Çünkü annesini orada yalnız bırakmak, bir evlat için tarif edilemez bir acıdır. Bilirsin ki orada doktorlar var. Hemşireler var. Cihazlar var. Ama bir evladın yüreği mantıkla ikna olmaz. İçinde sürekli aynı ses: beni arıyor, yanında istiyor ben bunu biliyorum. Kendini yalnız hissediyor farkındayım. Yanından ayrılmam onu da üzüyor çok eminim. İşte bu düşünceler, geceleri uykunu alıp götürür. Ve sen her gün yeniden parçalanırsın. Bazen düşünürsün… İnsan bu kadar acıyı nasıl taşıyabilir? Bu kadar çaresizlik bir kalbe nasıl sığar? Bu kadar acı, bu kadar korku, bu kadar yangın insanı nasıl ayakta tutar?

Bilmezsin…Tek bildiğin şey, için yanar. Hem de tarif edemeyeceğin kadar. Yüreğin yanar. Hem de küllerini savuracak kadar. İçin çöker. Ve bazen bu çaresizliğin altında nefes almakta bile zorlanırsın. Çünkü insan sevdiği birinin acısını izlemek zorunda kaldığında, aslında kendisi de sessizce yanmaya başlar. Ve sen sadece annenin acısını yaşamazsın. Bir evlat olmanın çaresizliğini yaşarsın. Belki de insanın yüreğini en çok da bu yakar. Sevdiğin için her şeyini verecek kadar hazırsındır. Ama verecek hiçbir şeyinin, yapacak hiç bir şeyin olmadığını görürsün. İşte o zaman insan, kendi acısının altında sessizce çöker. Geriye yalnızca yüreğin sessiz feryadı kalır “Anne…Canım annem…Ne olur biraz daha dayan…Çünkü sen orada yatarken, ben de burada seninle birlikte yanıyorum…Ve inan, senden ayrılıp eve dönen bedenim olsa da, yüreğim hâlâ senin başucunda bekliyor…”

Birol Fıçı Diğer Yazıları

Balıkesir’de Sporun Sessiz Gücü

Balıkesir, sporla hem gençliğini diri tutabilir hem de Türkiye'ye örnek bir şehir haline gelebilir.

Kurban Bayramı: Dün İle Bugün Arasında Köprü Kurmak

Bayram Sabahları

BABALAR GÜNÜ

Yılın en anlamlı günlerinden biridir Babalar Günü

Eğitimin Toplumsal Gücü:

Süreklilik Arz Eden, Derin Bir Süreç

TOPRAĞIN ÜÇ SAÇ AYAĞI:

Tarım, Hayvancılık, Çiftçi

KONFORLA VİCDAN ARASINDA:

İKLİM KANUNLARI MI, ÖZGÜRLÜĞÜN KAYIP NOKTASI MI?

SPORUN SESSİZ GÜCÜNDEN EVRENSEL GÜCÜNE

Fifa Dünya Kulüpler Kupası maçlarını izlemek

6 EYLÜL MİLLİ FUARI

Balıkesir’in Kaybolan Neşesi

MÜZİĞİN DUYGUSAL GÜCÜ:

Kalbin Konuştuğu Dil

YUMRUKLARIN ZARAFETİ

Boksun Estetikle Dansı

BALIKESİR KENDİ KADERİNİ YAZABİLİR Mİ?

Balıkesir nasıl gelişir, nasıl değişir, nasıl kendi kendini geliştirir?

DEPREM NEDİR?

YERİN SESSİZ İSYANI

KAHVALTININ YÜREĞE DÜŞEN HALİ

BALIKESİR SOFRASI

30 AĞUSTOS SADECE BİR ZAFER DEĞİL BİR KARARIN BAYRAMIDIR

Bazı zaferler sadece cephede kazanılmaz

KUVAYI MİLLİYE’NİN KALBİ BALIKESİR

Yıl 1919

BİR ŞEHRİN YUMRUĞU GÜREL FIÇI’NIN HİKAYESİ

12 Eylül’ün yıl dönümüne ithafen

KEŞKE DEMEMEK İÇİN

Zamanın ayak izleri, her birimizin kalbinde başka başka şekillerde belirir.

HİÇBİR YENİLGİ DOĞRU BİR BAŞLANGICIN ÖNÜNE GEÇEMEZ

Biz bu oyunu gerçekten seviyoruz

TOPRAĞIN ALTINA SIĞMAYAN HIRSLARIMIZ

Sonsuzluğu hayal eden bir kalp, geçici olanla kendini kandırmamalı

BEYNİN GİZLİ DİLİ

ÖNGÖRÜSEL KODLAMA VE ALGISAL TAMAMLAMA

İNSANIN NADİR ELEMENTLERİ

İnsanlık tükenmeyecektir

ZAMANIN AHLAKI

Bir Ömrün Sessiz Hırsızlarına Dair

KENDİNE RAĞMEN YÜRÜMEK

İnsanın hayatında bir dönem gelir

10 KASIM

SADECE BİR ÜLKENİN DEĞİL, BİR İNSANLIĞIN YASI

BİR BARDAK ÇAYLIK ÖMÜR

Bir bardak çay içimlikmiş bir ömür meğer…

BİR TOPRAĞIN KADERİNİ DEĞİŞTİRENLER

Bugün 24 Kasım

BİR ŞEHRİN KİLİT İNSANLARI

Her şehirde bazı insanlar vardır

ZİYADESİYLE ZİYAN OLMAK

Hayatta insanın içini en çok acıtan şey, yanlış yaptıkları değil

YÜKÜ GEÇMİŞTEN BORCU GELECEKTEN OLAN ADAM

Belki de en büyük çığlık, erkeğin sessizliğinde gizli

BİR BOKS MAÇININ ARDINDAN

Boks Kavga Değildir, Gücün Bilgiyle Terbiye Edildiği Spordur

YILBAŞI

Hayatın Rengine Dokunan Bir Umut

YENİÇAĞIN OKUMA YAZMASI

Yapay Zekâyı Anlamak

MÜZİĞİN ANATOMİSİ

Müzik, kulağa gelen hoş bir ses olmaktan çok daha fazlasıdır

BİR İNSAN ÖMRÜNÜ NEYE VERMELİ?

Hayat, elimizde tutmaya çalıştığımız ama parmaklarımızın arasından sürekli kayan ince bir kum

EVRENE SÖZÜNÜ DİNLETMEK Mİ, KENDİNE KULAK VERMEK Mİ?

Son yıllarda evrenle aramız epey samimi

BİR HARFİN BORCU

Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum

BİLİMİN IŞIĞINDA YÜRÜMEK

İnsanlık tarihi, karanlıktan aydınlığa doğru atılan adımların hikâyesidir.

İNSAN ÖMRÜ YAŞADIĞI ANLARDAN OLUŞUR

Bazı anılar vardır; fotoğrafı yoktur, tarihi belli değildir,

RAMAZAN-I ŞERİF

On bir ayın sultanı Ramazan

BİLİŞSEL KONTROL

Direksiyonda kimin olduğu, gideceğimiz yolu belirler.

KARAR YORGUNLUĞU

Sabah gözümüzü açar açmaz başlıyor karar maratonu

YAŞAMAK BİR SANATTIR

Yaşamak bir sanattır; herkes yaşamayı beceremez

SAĞLIK

Hayatın En Değerli Yatırımı

GAFİL GEZME ŞAŞKIN BİR GÜN ÖLÜRSÜN

“Gafil gezme şaşkın, bir gün ölürsün” sözü, Anadolu irfanının en sert ama en merhametli uyarılarından biridir.

BEYİN SİSİ

Düşüncelerimizin Üzerine Çöken Sessiz Bulut

ZAMANI YOK

Hepimizin diline yerleşmiş, neredeyse refleks haline gelmiş bir cümle var: Zamanım yok

BİR ROL

Günümüz dünyasında herkes bir sahnede

İNSAN OLMAK

İnsan olmak üzerine sayısız kitap yazıldı, teoriler üretildi, felsefeler kuruldu.

RUTİN

Hayatın Sessiz Mimarı

ANNELER GÜNÜ

Sevgi ve emekle geçen bir ömür…

19 MAYIS

19 Mayıs, sadece bir takvim yaprağı değildir. Bir milletin küllerinden yeniden ayağa kalkmaya karar verdiği gündür.

ÇOCUKLARIMIZ VE SPOR

Sabahın erken saatinde okul servisine yetişmeye çalışan çocuklar

MENTAL SAĞLIK

Modern çağın en büyük paradokslarından biri şu olabilir

ZAMANIN RUHU

Bazı dönemler vardır; insanlar yaşadıkları çağın farkında olmadan yaşarlar.

FUTBOLUN DİNAMİĞİ

Futbol, dünyanın en basit görünen ama en karmaşık oyunlarından biri.

balikesirticaretplatformu.com 100 Yüze Danışmanlık İştirakidir.
© Telif Hakları 2021. Tüm hakları saklıdır.
balikesirticaretplatformu.com 100 Yüze Danışmanlık İştirakidir. ComveCom
© Telif Hakları 2021. Tüm hakları saklıdır.