Sistemimizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için yasal mevzuata uygun çerezler kullanılır. Balıkesir Ticaret Platformu’yu kullanarak bu çerezleri kabul etmiş olursunuz. Detaylı bilgi için çerez politası sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Kimi insan doğasının özünde iyilik olduğunu savundu, kimi bencilliğin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Ama bütün bu tartışmaların ötesinde, gündelik hayatın içinden bakınca insan olmanın özü aslında şaşırtıcı derecede sade görünüyor: Kimseye zarar vermemek ve yardıma ihtiyacı olana yardım etmek. Bu kadar temel, bu kadar anlaşılır. Peki o zaman neden bu kadar zor?
Belki de mesele, basit olanı küçümsememizden kaynaklanıyor. İnsan zihni karmaşıklığı seviyor; derinlik, çoğu zaman zor olanla eşdeğer tutuluyor. Oysa hayatın en derin gerçekleri çoğu zaman en sade olanlardır. Birine zarar vermemek… Bunu sadece fiziksel şiddet olarak algılamak bile başlı başına bir eksiklik. Çünkü zarar vermek, çoğu zaman sözle, tavırla, ihmalle, hatta bazen sadece umursamazlıkla gerçekleşir. Birini görmezden gelmek, birinin emeğini değersizleştirmek, birinin onurunu incitecek bir söz söylemek… Bunların hiçbiri kanunlara konu olmayabilir ama insanlığın o temel ilkesine doğrudan temas eder.
Modern hayatın hızında, zarar vermemek bile bilinçli bir çaba gerektirir hale geldi. Trafikte sabırsızlanırken, sosyal medyada düşünmeden yazarken, iş hayatında rekabet uğruna sınırları zorlarken… Fark etmeden birbirimizin hayatına küçük ama etkili darbeler indiriyoruz. Üstelik çoğu zaman bunu “normal” kabul ediyoruz. Çünkü herkes yapıyor. Çünkü sistem böyle işliyor. Çünkü “başka türlü ayakta kalınmaz” diye düşünüyoruz. İşte tam da burada basit olanın zorlaşması başlıyor.
Diğer ilke ise belki daha da zorlayıcı: Yardım etmek. Çünkü yardım etmek, sadece zarar vermemek gibi pasif bir tutum değil; aktif bir sorumluluk. Bir başkasının ihtiyacını fark etmeyi, o ihtiyaca kayıtsız kalmamayı ve çoğu zaman kendi konfor alanından çıkmayı gerektiriyor. Ve modern insan, konforuna fazlasıyla düşkün.
Oysa yardım etmek dediğimiz şey çoğu zaman gözümüzde büyüttüğümüz kadar büyük değil. Yardım, sadece maddi destek vermek değildir. Bazen birine gerçekten kulak vermektir. Bazen bir yaşlının torbasını taşımaktır. Bazen bir çocuğun göz hizasına inip onu ciddiye almaktır. Bazen de hiç tanımadığın birine insan gibi davranmaktır. Ama biz yardım etmeyi ya kahramanlık seviyesine çıkarıyoruz ya da tamamen ihmal ediyoruz. Ortası çoğu zaman boş kalıyor.
Bir de şu var: Yardım etmek ve zarar vermemek, çoğu zaman görünmeyen eylemler olduğu için yeterince “ödüllendirilmez.” Kimse sosyal medyada “Bugün kimseye kötü davranmadım” diye paylaşım yapmaz. Ya da “Birine sessizce destek oldum” diye alkış beklemez. Bu yüzden insan, farkında olmadan daha görünür, daha dikkat çekici davranışlara yönelir. Oysa insanlığın asıl yükünü taşıyan şey, bu görünmeyen küçük iyiliklerdir.
Toplumsal düzeyde baktığımızda da tablo çok farklı değil. Kurallar, yasalar, sistemler… Hepsi aslında bu iki basit ilkenin etrafında şekillenmiş gibi görünür. Ama uygulamaya gelince işler değişir. Adalet sistemleri bazen zarar vermeyi engelleyemez, sosyal yapılar yardımı teşvik etmek yerine bireyselliği körükler. İnsanlar birbirine karşı daha temkinli, daha mesafeli, daha güvensiz hale gelir. Ve bu da o basit ilkeyi daha da zor uygulanır kılar.
Belki de en büyük yanılgımız, insan olmayı “büyük” anlara sıkıştırmamız. Kahramanlık hikâyeleri, büyük fedakârlıklar, dramatik dönüşümler… Elbette bunlar etkileyici. Ama gerçek hayat, bu büyük anlardan çok daha fazlasını içerir: küçük kararlar. Her gün, her saat, hatta her dakika verdiğimiz küçük kararlar… Birine nasıl baktığımız, nasıl konuştuğumuz, nasıl davrandığımız.
Birine bağırmamayı seçmek. Haksız bir avantajdan vazgeçmek. Birinin derdini dinlemek için birkaç dakika ayırmak. Bunlar küçük gibi görünür ama aslında insanlığın gerçek ölçüsünü belirler. Çünkü insan olmak, büyük ideallerden önce küçük davranışlarla başlar.
Burada önemli bir nokta da şu: Bu iki ilke, başkalarından beklenmeden önce bireyin kendi hayatında uygulanmalıdır. “Herkes böyle zaten” diyerek kendimizi aklamak kolaydır. Ama değişim, hiçbir zaman “herkes” ile başlamaz. Hep tekil başlar. Bir kişiyle. Sonra bir kişi daha. Ve bir süre sonra bu küçük halkalar genişler.
Elbette bu yaklaşım dünyadaki tüm sorunları çözmez. Savaşları bitirmez, adaletsizlikleri bir anda ortadan kaldırmaz. Ama şunu yapar: Yaşadığımız alanı, temas ettiğimiz insanları, küçük çevremizi daha yaşanabilir kılar. Ve çoğu zaman büyük değişimlerin temeli de tam olarak budur.
Sonuçta insan olmak, sandığımız kadar karmaşık değil. Biz onu karmaşık hale getirmekte ısrar ettiğimiz için zor görünüyor. Oysa pusula çok net: Kimseye zarar verme, yardıma ihtiyacı olana yardım et. Bu iki cümleyi gerçekten hayatımıza yerleştirebildiğimiz gün, belki de “insanlık” dediğimiz şeyi yeniden hatırlamaya başlayacağız.
Balıkesir, sporla hem gençliğini diri tutabilir hem de Türkiye'ye örnek bir şehir haline gelebilir.
Bayram Sabahları
Yılın en anlamlı günlerinden biridir Babalar Günü
Süreklilik Arz Eden, Derin Bir Süreç
Tarım, Hayvancılık, Çiftçi
İKLİM KANUNLARI MI, ÖZGÜRLÜĞÜN KAYIP NOKTASI MI?
Fifa Dünya Kulüpler Kupası maçlarını izlemek
Balıkesir’in Kaybolan Neşesi
Kalbin Konuştuğu Dil
Boksun Estetikle Dansı
Balıkesir nasıl gelişir, nasıl değişir, nasıl kendi kendini geliştirir?
YERİN SESSİZ İSYANI
BALIKESİR SOFRASI
Bazı zaferler sadece cephede kazanılmaz
Yıl 1919
12 Eylül’ün yıl dönümüne ithafen
Zamanın ayak izleri, her birimizin kalbinde başka başka şekillerde belirir.
Biz bu oyunu gerçekten seviyoruz
Sonsuzluğu hayal eden bir kalp, geçici olanla kendini kandırmamalı
ÖNGÖRÜSEL KODLAMA VE ALGISAL TAMAMLAMA
İnsanlık tükenmeyecektir
Bir Ömrün Sessiz Hırsızlarına Dair
İnsanın hayatında bir dönem gelir
SADECE BİR ÜLKENİN DEĞİL, BİR İNSANLIĞIN YASI
Bir bardak çay içimlikmiş bir ömür meğer…
Bugün 24 Kasım
Her şehirde bazı insanlar vardır
Hayatta insanın içini en çok acıtan şey, yanlış yaptıkları değil
Belki de en büyük çığlık, erkeğin sessizliğinde gizli
Boks Kavga Değildir, Gücün Bilgiyle Terbiye Edildiği Spordur
Hayatın Rengine Dokunan Bir Umut
Yapay Zekâyı Anlamak
Müzik, kulağa gelen hoş bir ses olmaktan çok daha fazlasıdır
Hayat, elimizde tutmaya çalıştığımız ama parmaklarımızın arasından sürekli kayan ince bir kum
Son yıllarda evrenle aramız epey samimi
Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum
İnsanlık tarihi, karanlıktan aydınlığa doğru atılan adımların hikâyesidir.
Bazı anılar vardır; fotoğrafı yoktur, tarihi belli değildir,
On bir ayın sultanı Ramazan
Direksiyonda kimin olduğu, gideceğimiz yolu belirler.
Sabah gözümüzü açar açmaz başlıyor karar maratonu
Yaşamak bir sanattır; herkes yaşamayı beceremez
Hayatın En Değerli Yatırımı
“Gafil gezme şaşkın, bir gün ölürsün” sözü, Anadolu irfanının en sert ama en merhametli uyarılarından biridir.
Düşüncelerimizin Üzerine Çöken Sessiz Bulut
Hepimizin diline yerleşmiş, neredeyse refleks haline gelmiş bir cümle var: Zamanım yok
Günümüz dünyasında herkes bir sahnede
Hayatın Sessiz Mimarı
Sevgi ve emekle geçen bir ömür…
19 Mayıs, sadece bir takvim yaprağı değildir. Bir milletin küllerinden yeniden ayağa kalkmaya karar verdiği gündür.
Sabahın erken saatinde okul servisine yetişmeye çalışan çocuklar
Modern çağın en büyük paradokslarından biri şu olabilir
İnsan, annesinin elini ilk tuttuğu günü hatırlamaz.
Bazı dönemler vardır; insanlar yaşadıkları çağın farkında olmadan yaşarlar.
Futbol, dünyanın en basit görünen ama en karmaşık oyunlarından biri.