Çerezler Hakkında Bilgilendirme

Sistemimizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için yasal mevzuata uygun çerezler kullanılır. Balıkesir Ticaret Platformu’yu kullanarak bu çerezleri kabul etmiş olursunuz. Detaylı bilgi için çerez politası sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Tamam
7 Eylül 2026, Pazartesi
Anasayfa Künye ve İletişim

Arama

İNSAN OLMAK

İnsan olmak üzerine sayısız kitap yazıldı, teoriler üretildi, felsefeler kuruldu.

Kimi insan doğasının özünde iyilik olduğunu savundu, kimi bencilliğin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Ama bütün bu tartışmaların ötesinde, gündelik hayatın içinden bakınca insan olmanın özü aslında şaşırtıcı derecede sade görünüyor: Kimseye zarar vermemek ve yardıma ihtiyacı olana yardım etmek. Bu kadar temel, bu kadar anlaşılır. Peki o zaman neden bu kadar zor?

Belki de mesele, basit olanı küçümsememizden kaynaklanıyor. İnsan zihni karmaşıklığı seviyor; derinlik, çoğu zaman zor olanla eşdeğer tutuluyor. Oysa hayatın en derin gerçekleri çoğu zaman en sade olanlardır. Birine zarar vermemek… Bunu sadece fiziksel şiddet olarak algılamak bile başlı başına bir eksiklik. Çünkü zarar vermek, çoğu zaman sözle, tavırla, ihmalle, hatta bazen sadece umursamazlıkla gerçekleşir. Birini görmezden gelmek, birinin emeğini değersizleştirmek, birinin onurunu incitecek bir söz söylemek… Bunların hiçbiri kanunlara konu olmayabilir ama insanlığın o temel ilkesine doğrudan temas eder.

Modern hayatın hızında, zarar vermemek bile bilinçli bir çaba gerektirir hale geldi. Trafikte sabırsızlanırken, sosyal medyada düşünmeden yazarken, iş hayatında rekabet uğruna sınırları zorlarken… Fark etmeden birbirimizin hayatına küçük ama etkili darbeler indiriyoruz. Üstelik çoğu zaman bunu “normal” kabul ediyoruz. Çünkü herkes yapıyor. Çünkü sistem böyle işliyor. Çünkü “başka türlü ayakta kalınmaz” diye düşünüyoruz. İşte tam da burada basit olanın zorlaşması başlıyor.

Diğer ilke ise belki daha da zorlayıcı: Yardım etmek. Çünkü yardım etmek, sadece zarar vermemek gibi pasif bir tutum değil; aktif bir sorumluluk. Bir başkasının ihtiyacını fark etmeyi, o ihtiyaca kayıtsız kalmamayı ve çoğu zaman kendi konfor alanından çıkmayı gerektiriyor. Ve modern insan, konforuna fazlasıyla düşkün.

Oysa yardım etmek dediğimiz şey çoğu zaman gözümüzde büyüttüğümüz kadar büyük değil. Yardım, sadece maddi destek vermek değildir. Bazen birine gerçekten kulak vermektir. Bazen bir yaşlının torbasını taşımaktır. Bazen bir çocuğun göz hizasına inip onu ciddiye almaktır. Bazen de hiç tanımadığın birine insan gibi davranmaktır. Ama biz yardım etmeyi ya kahramanlık seviyesine çıkarıyoruz ya da tamamen ihmal ediyoruz. Ortası çoğu zaman boş kalıyor.

Bir de şu var: Yardım etmek ve zarar vermemek, çoğu zaman görünmeyen eylemler olduğu için yeterince “ödüllendirilmez.” Kimse sosyal medyada “Bugün kimseye kötü davranmadım” diye paylaşım yapmaz. Ya da “Birine sessizce destek oldum” diye alkış beklemez. Bu yüzden insan, farkında olmadan daha görünür, daha dikkat çekici davranışlara yönelir. Oysa insanlığın asıl yükünü taşıyan şey, bu görünmeyen küçük iyiliklerdir.

Toplumsal düzeyde baktığımızda da tablo çok farklı değil. Kurallar, yasalar, sistemler… Hepsi aslında bu iki basit ilkenin etrafında şekillenmiş gibi görünür. Ama uygulamaya gelince işler değişir. Adalet sistemleri bazen zarar vermeyi engelleyemez, sosyal yapılar yardımı teşvik etmek yerine bireyselliği körükler. İnsanlar birbirine karşı daha temkinli, daha mesafeli, daha güvensiz hale gelir. Ve bu da o basit ilkeyi daha da zor uygulanır kılar.

Belki de en büyük yanılgımız, insan olmayı “büyük” anlara sıkıştırmamız. Kahramanlık hikâyeleri, büyük fedakârlıklar, dramatik dönüşümler… Elbette bunlar etkileyici. Ama gerçek hayat, bu büyük anlardan çok daha fazlasını içerir: küçük kararlar. Her gün, her saat, hatta her dakika verdiğimiz küçük kararlar… Birine nasıl baktığımız, nasıl konuştuğumuz, nasıl davrandığımız.

Birine bağırmamayı seçmek. Haksız bir avantajdan vazgeçmek. Birinin derdini dinlemek için birkaç dakika ayırmak. Bunlar küçük gibi görünür ama aslında insanlığın gerçek ölçüsünü belirler. Çünkü insan olmak, büyük ideallerden önce küçük davranışlarla başlar.

Burada önemli bir nokta da şu: Bu iki ilke, başkalarından beklenmeden önce bireyin kendi hayatında uygulanmalıdır. “Herkes böyle zaten” diyerek kendimizi aklamak kolaydır. Ama değişim, hiçbir zaman “herkes” ile başlamaz. Hep tekil başlar. Bir kişiyle. Sonra bir kişi daha. Ve bir süre sonra bu küçük halkalar genişler.

Elbette bu yaklaşım dünyadaki tüm sorunları çözmez. Savaşları bitirmez, adaletsizlikleri bir anda ortadan kaldırmaz. Ama şunu yapar: Yaşadığımız alanı, temas ettiğimiz insanları, küçük çevremizi daha yaşanabilir kılar. Ve çoğu zaman büyük değişimlerin temeli de tam olarak budur.

Sonuçta insan olmak, sandığımız kadar karmaşık değil. Biz onu karmaşık hale getirmekte ısrar ettiğimiz için zor görünüyor. Oysa pusula çok net: Kimseye zarar verme, yardıma ihtiyacı olana yardım et. Bu iki cümleyi gerçekten hayatımıza yerleştirebildiğimiz gün, belki de “insanlık” dediğimiz şeyi yeniden hatırlamaya başlayacağız.

Birol Fıçı Diğer Yazıları

Balıkesir’de Sporun Sessiz Gücü

Balıkesir, sporla hem gençliğini diri tutabilir hem de Türkiye'ye örnek bir şehir haline gelebilir.

Kurban Bayramı: Dün İle Bugün Arasında Köprü Kurmak

Bayram Sabahları

BABALAR GÜNÜ

Yılın en anlamlı günlerinden biridir Babalar Günü

Eğitimin Toplumsal Gücü:

Süreklilik Arz Eden, Derin Bir Süreç

TOPRAĞIN ÜÇ SAÇ AYAĞI:

Tarım, Hayvancılık, Çiftçi

KONFORLA VİCDAN ARASINDA:

İKLİM KANUNLARI MI, ÖZGÜRLÜĞÜN KAYIP NOKTASI MI?

SPORUN SESSİZ GÜCÜNDEN EVRENSEL GÜCÜNE

Fifa Dünya Kulüpler Kupası maçlarını izlemek

6 EYLÜL MİLLİ FUARI

Balıkesir’in Kaybolan Neşesi

MÜZİĞİN DUYGUSAL GÜCÜ:

Kalbin Konuştuğu Dil

YUMRUKLARIN ZARAFETİ

Boksun Estetikle Dansı

BALIKESİR KENDİ KADERİNİ YAZABİLİR Mİ?

Balıkesir nasıl gelişir, nasıl değişir, nasıl kendi kendini geliştirir?

DEPREM NEDİR?

YERİN SESSİZ İSYANI

KAHVALTININ YÜREĞE DÜŞEN HALİ

BALIKESİR SOFRASI

30 AĞUSTOS SADECE BİR ZAFER DEĞİL BİR KARARIN BAYRAMIDIR

Bazı zaferler sadece cephede kazanılmaz

KUVAYI MİLLİYE’NİN KALBİ BALIKESİR

Yıl 1919

BİR ŞEHRİN YUMRUĞU GÜREL FIÇI’NIN HİKAYESİ

12 Eylül’ün yıl dönümüne ithafen

KEŞKE DEMEMEK İÇİN

Zamanın ayak izleri, her birimizin kalbinde başka başka şekillerde belirir.

HİÇBİR YENİLGİ DOĞRU BİR BAŞLANGICIN ÖNÜNE GEÇEMEZ

Biz bu oyunu gerçekten seviyoruz

TOPRAĞIN ALTINA SIĞMAYAN HIRSLARIMIZ

Sonsuzluğu hayal eden bir kalp, geçici olanla kendini kandırmamalı

BEYNİN GİZLİ DİLİ

ÖNGÖRÜSEL KODLAMA VE ALGISAL TAMAMLAMA

İNSANIN NADİR ELEMENTLERİ

İnsanlık tükenmeyecektir

ZAMANIN AHLAKI

Bir Ömrün Sessiz Hırsızlarına Dair

KENDİNE RAĞMEN YÜRÜMEK

İnsanın hayatında bir dönem gelir

10 KASIM

SADECE BİR ÜLKENİN DEĞİL, BİR İNSANLIĞIN YASI

BİR BARDAK ÇAYLIK ÖMÜR

Bir bardak çay içimlikmiş bir ömür meğer…

BİR TOPRAĞIN KADERİNİ DEĞİŞTİRENLER

Bugün 24 Kasım

BİR ŞEHRİN KİLİT İNSANLARI

Her şehirde bazı insanlar vardır

ZİYADESİYLE ZİYAN OLMAK

Hayatta insanın içini en çok acıtan şey, yanlış yaptıkları değil

YÜKÜ GEÇMİŞTEN BORCU GELECEKTEN OLAN ADAM

Belki de en büyük çığlık, erkeğin sessizliğinde gizli

BİR BOKS MAÇININ ARDINDAN

Boks Kavga Değildir, Gücün Bilgiyle Terbiye Edildiği Spordur

YILBAŞI

Hayatın Rengine Dokunan Bir Umut

YENİÇAĞIN OKUMA YAZMASI

Yapay Zekâyı Anlamak

MÜZİĞİN ANATOMİSİ

Müzik, kulağa gelen hoş bir ses olmaktan çok daha fazlasıdır

BİR İNSAN ÖMRÜNÜ NEYE VERMELİ?

Hayat, elimizde tutmaya çalıştığımız ama parmaklarımızın arasından sürekli kayan ince bir kum

EVRENE SÖZÜNÜ DİNLETMEK Mİ, KENDİNE KULAK VERMEK Mİ?

Son yıllarda evrenle aramız epey samimi

BİR HARFİN BORCU

Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum

BİLİMİN IŞIĞINDA YÜRÜMEK

İnsanlık tarihi, karanlıktan aydınlığa doğru atılan adımların hikâyesidir.

İNSAN ÖMRÜ YAŞADIĞI ANLARDAN OLUŞUR

Bazı anılar vardır; fotoğrafı yoktur, tarihi belli değildir,

RAMAZAN-I ŞERİF

On bir ayın sultanı Ramazan

BİLİŞSEL KONTROL

Direksiyonda kimin olduğu, gideceğimiz yolu belirler.

KARAR YORGUNLUĞU

Sabah gözümüzü açar açmaz başlıyor karar maratonu

YAŞAMAK BİR SANATTIR

Yaşamak bir sanattır; herkes yaşamayı beceremez

SAĞLIK

Hayatın En Değerli Yatırımı

GAFİL GEZME ŞAŞKIN BİR GÜN ÖLÜRSÜN

“Gafil gezme şaşkın, bir gün ölürsün” sözü, Anadolu irfanının en sert ama en merhametli uyarılarından biridir.

BEYİN SİSİ

Düşüncelerimizin Üzerine Çöken Sessiz Bulut

ZAMANI YOK

Hepimizin diline yerleşmiş, neredeyse refleks haline gelmiş bir cümle var: Zamanım yok

BİR ROL

Günümüz dünyasında herkes bir sahnede

RUTİN

Hayatın Sessiz Mimarı

ANNELER GÜNÜ

Sevgi ve emekle geçen bir ömür…

19 MAYIS

19 Mayıs, sadece bir takvim yaprağı değildir. Bir milletin küllerinden yeniden ayağa kalkmaya karar verdiği gündür.

ÇOCUKLARIMIZ VE SPOR

Sabahın erken saatinde okul servisine yetişmeye çalışan çocuklar

MENTAL SAĞLIK

Modern çağın en büyük paradokslarından biri şu olabilir

YOĞUN BAKIM

İnsan, annesinin elini ilk tuttuğu günü hatırlamaz.

ZAMANIN RUHU

Bazı dönemler vardır; insanlar yaşadıkları çağın farkında olmadan yaşarlar.

FUTBOLUN DİNAMİĞİ

Futbol, dünyanın en basit görünen ama en karmaşık oyunlarından biri.

balikesirticaretplatformu.com 100 Yüze Danışmanlık İştirakidir.
© Telif Hakları 2021. Tüm hakları saklıdır.
balikesirticaretplatformu.com 100 Yüze Danışmanlık İştirakidir. ComveCom
© Telif Hakları 2021. Tüm hakları saklıdır.