Sistemimizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için yasal mevzuata uygun çerezler kullanılır. Balıkesir Ticaret Platformu’yu kullanarak bu çerezleri kabul etmiş olursunuz. Detaylı bilgi için çerez politası sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
2026 yılındayız...
Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor, yapay zekâ karar süreçlerine dâhil oluyor, dünyada liyakat temelli yönetim modelleri konuşuluyor.
Ancak ne yazık ki bazı alışkanlıklar, zamanın ruhuna meydan okurcasına varlığını sürdürmeye devam ediyor.
Bunlardan biri de hepimizin çok yakından bildiği “ hamiline yakınımdır”, nam-ı diğer torpil mekanizması.
Bu mekanizma; yetenekli, donanımlı, liyakat sahibi insanların önüne görünmez ama son derece sağlam duvarlar örüyor. Bilgisiyle, emeğiyle, ahlakıyla bir yere gelmesi gereken birey; çoğu zaman soyadıyla, tanıdığıyla ya da telefon rehberiyle yarışmak zorunda kalıyor.
Ve bu yarış, en başından adil başlamıyor.
Bugün gençlerin ve nitelikli profesyonellerin önemli bir kısmı, tam da bu nedenle başka ülkelere göç etmeyi tercih ediyor.
Çünkü oralarda kusursuz sistemler olmasa bile, en azından “ne bildiğin”, “ne üretebildiğin” ve “nasıl bir değer kattığın” daha belirleyici.
Bu durum sadece bireysel bir kayıp değil; aynı zamanda ülke adına ciddi bir beyin göçü ve gelecek kaybı anlamına geliyor.
İşin ilginç tarafı ise şu:
Özel sektör, bu konuda kamusal alanlara kıyasla çok daha titiz davranmak zorunda.
Çünkü özel sektörde yapılan her yanlış tercih, doğrudan maliyet, verimlilik kaybı ve rekabet gücünün düşmesi demek.
Yani torpil, özel sektörde çoğu zaman geri tepen bir karttır.
Baltayı taşa da vurabilir ve ikinci sınıf vatandaş muamelesi de görmesi mümkündür.
Yanlış insanı doğru koltuğa oturtmanın bedelini, eninde sonunda kurumun kendisi öder.
Oysa liyakat; sadece adaletli bir sistemin değil, sürdürülebilir başarının da temelidir.
Doğru insan, doğru yerde olduğunda sistem nefes alır. .
Aksi hâlde kurumlar büyüyemez, toplum ilerleyemez, güven duygusu zedelenir.
Artık şunu açıkça kabul etmemiz gerekiyor:
Torpil mekanizması, kısa vadede bir kişiyi mutlu edebilir; ancak uzun vadede kurumları zayıflatır, toplumu yorar ve geleceği ipotek altına alır. Sene oldu 2026'da hâlâ bu konuyu konuşuyor olmamız bile başlı başına bir sorgulama sebebidir. Buna başvurarak bir başkasının önüne geçen ve kesen insanların acaba vicdani rahat mıdır?
Belki de asıl soru şudur: Birilerini “yakınımız” olduğu için mi seçiyoruz, yoksa geleceğimizi emanet edebileceğimiz insanlar oldukları için mi?
Cevap netleşmeden, ne kalkınmadan ne adaletten ne de umut dolu bir gelecekten söz edebiliriz...
ÜZÜLDÜK..
Gemi su alır ise hep beraber batarız
Yapmak İstemeyen Mazeretini Bulur
Gerçekten hazır mısın?
Memleket dediğin yer, çocukluğunun saklandığı en güzel köşedir
Başlamak, en güçlü eylemdir
Sporcu, sadece sahada değil hayatta da kazanır
Marka teknik direktör olmak, başarıyı garantiler mi?
Bazen öyle bir an gelir ki, her şey üst üste gelir
Bilgi ve Yetki Arasındaki Uçurum
Hepimizin bir “güvenli limanı” vardır
Hayat, kimine sıcak bir yuva, kimine dar bir sokak sunarak başlar
Bazı akşamlar olur. İnsan kalabalığın içinde yapayalnız hisseder
Toplumlar yalnızca yüksek sesle konuşanlar tarafından yönetilmez
Balıkesir’de spor konuşurken sıkça aynı cümleleri duyarız: