Balıkesir Ticaret Platformu

Yükleniyor...
Balıkesir Ticaret Platformu

Düşünce ve İfade Özgürlüğü

Temel hak ve özgürlükler Anayasamız ve taraf olduğumuz Uluslararası Sözleşmelerle güvence altına alınmıştır. Bunlardan biri de düşünce ve ifade özgürlüğüdür.

Anayasamızın 26. Maddesi: “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar… Bu hürriyetlerin kullanılması, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir…”  şeklindedir. Yine taraf olduğumuz İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 10. “Herkes görüşlerini açıklama ve ifade özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir. şeklinde olup düşünce ve ifade özgürlüğünün hukuka uygun koşullarda korunmasını amaçlamıştır.

İfade özgürlüğü; sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız kabul edilen bilgi ve fikirler için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Düşünce ve ifade özgürlüğü demokratik hukuk devletinin olmazsa olmazıdır ancak sınırsız değildir. Türk Ceza Kanunu kapsamında bazı eylemler suç olarak kabul edilmiştir, bunlar temel hak ve özgürlüklerinin sınırlarını oluşturmaktadır. Kişilerin düşünce ve fikirlerini özgürce ifade etmelerinden daha doğal bir durum düşünülemez ancak fikir ve düşünceler ifade edilirken muhatap alınan kişinin (gerçek yahut tüzel kişiler) onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edilmemelidir, düşünce ve düşüncelerin ifade edilmelerinde kullanılan kelimeler muhatap alınan kişinin onur, şeref ve saygınlığını zedeleyici nitelik taşımamalıdır.  Kişilerin bu ve benzeri eylemlerine karşı Türk Ceza Kanunu 125. maddesinde hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu 267. Maddesinde iftira suçu düzenlenmiştir.

Hukuk düzeni içinde basın özgürlüğü ile kişilik hakkı sıkça karşı karşıya gelmektedir. Kişilik hakkı bir şahıs varlığı hakkıdır, maddi olarak ölçülemez; ancak unutulmamalıdır ki kişilik haklarının ihlali bazı parasal sonuçlara yol açabilir (örneğin manevi tazminat davaları sonucu ödenecek olan tazminat ). Kişilik hakkı mutlak bir haktır; kişi kişilik haklarına saygı gösterilmesini herkesten isteyebilir. Kişiye sıkı sıkıya bağlıdır. Kişilik hakkı bir başkasına devredilemez ve kişilik hakkından vazgeçilemez, haczedilemez, iflas masasına geçmez. Doğumla kazanılır ölümle sona erer, mirasçılara intikal etmez. Kişilik değerleri ile ilgili yapılan ayrım; maddi kişisel değerler, manevi kişisel değerler, mesleki ve ticari değerler ayrımıdır. Maddi kişisel değerler: İnsanın eksiksiz ve sağlıklı bir bedensel varlığa sahip olması ve bunu sürdürebilmesini sağlayan yaşam, beden bütünlüğü ve sağlık gibi değerlerdir. Manevi kişisel değerler: Kişinin daha çok toplumsal bir varlık olmasından kaynaklanan değerlerdir. Kişinin şerefi ve haysiyeti, kişinin özel hayatı, özgürlükleri, adı, resmi gibi değerler manevi kişisel değerlerdir. Mesleki ve ticari değerler: kişinin ekonomik hayatta var olabilmesi, kendini iktisadi olarak geliştirebilmesi de bir kişilik değeridir. Kişinin iktisadi varlığı, mesleki şeref ve haysiyeti, mesleki giz alanı bu değerlerdendir. Kişilik haklarını tehdit eden en büyük araçlardan biri basın olmasına karşın basın aynı zamanda demokratik bir toplumun vazgeçilmez araçlarından birisidir. Basın, iktidarı ve idareyi yakından takip ederek toplumun yapılanlar hakkında bilgi edinmesini sağlar, değişik fikirlerin ortaya çıkmasına, toplum içinde yayılmasına ve tartışılmasına yardımcı olur. Basının yasama, yürütme ve yargı erklerinin yanında, onları izleyerek kamuoyu oluşturan, kamuoyu denetimini sağlayan dördüncü bir erk olduğu değerlendirilmektedir.

“ Basının başlıca görevlerinden birisi ve en önemlisi, zamanında gereken ayrıntıları ile ve doğru olarak ulaştırılmasında kamu yararı bulunan haberleri toplayarak halka, topluma ulaştırmak, böylece toplumun düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşumunu sağlamak (Anayasa md. 26), kamu gücünü elinde tutanlar üzerinde toplumun denetim aracı olmaktır.” (Yargıtay 4.HD. 12.04.1979T. E. 9042, K. 4935 ).

Basın demokratik toplumun olmazsa olmazıdır.

Hem kişilik hakkı hem de basın özgürlüğü, ayrı ayrı hukuk düzenince koruma altına alınmıştır. Hangisinin diğerine karşı daha çok korunacağı somut olayın koşullarına göre belirlenecektir,  bir düzenleme yoksa Hakim somut olayın özelliklerine göre çatışan değerlerler hangisine üstünlük tanıyacağına karar verecektir.  Basının; basın özgürlüğüne dayanarak kişiliğe müdahalesi kural olarak kabul edilemez, ancak hukuka uygunluk koşulları varsa durum farklı değerlendirilmelidir. Basının yegane amacı kamu yararı olup yapılan haberde kamu yararının olup olmadığına bakılmalıdır.

“Basının görevi, toplumu daha doğru bir deyimle genel yararı ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken tüm olaylar hakkında, halkı objektif ve gerçekleri aydınlatacak bir biçimde aydınlatmak, çeşitli sorunlarda kamuoyunu düşünmeye sevk edecek tarzda tartışmalar açmak; onu toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, yöneticileri eleştirmek ve uyarmak ve bireyleri, içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları bakımından bilinçlendirmektir. O halde, basın, halka ulaştırılmasında kamu yararı bulunan haberleri zamanında ve gereken ayrıntıları ile ve doğru olarak toplayıp topluma ulaştırdığı, böylece kamuoyunun serbestçe oluşumunu sağladığı ( Anayasa md. 26) ve önemli olarak da kamu gücünü elinde tutanlar üzerinde toplumun denetim aracı olduğu sürece bir kamu görevi niteliğindeki fonksiyonunu eksiksiz yerine getirmiş olacaktır.” (4.HD, 26.12 1977, E. 1976/9260, K. 12506).

Haber yapılırken haberin güncel olmasına, doğru bilgiler içermesine, kamu yararına, gerçek olmasına, haberin kaleme alınış şeklinin hukuka uygun olmasına dikkat edilmelidir. Basın özgürlüğünün sınırları çizilirken hakkında haber yapılan kişinin toplumdaki yeri, görevi de dikkate alınır, toplumda göz önünde olan ve bazı görevleri ifa eden kişiler hakkında basın özgürlüğü daha geniş yorumlanmaktadır. Örneğin siyasetçilerin, sanatkarların,  ünlü kişilerin,  diğer vatandaşlara göre eleştiriye katlanma yükümlülüğü daha fazladır. Ancak bu yükümlülük de sınırsız değildir, Türk Ceza Kanunu'na aykırı eylemleri gerçekleştirenler hakkında ilgili makamlarca mağdurun şikayeti üzerine cezalandırma yoluna gidilecektir. Anayasa Mahkemesine göre, “…düşünce ve kanaat özgürlüğünü tamamlayan ve onun kullanılmasını sağlayan basın özgürlüğü de düşünce ve düşünce kanaat özgürlüğü gibi mutlak ve sınırsız değildir… Geniş halk kitlelerinin düşünce ve kanaatleri üzerinde etki yapan basının özgür olması, toplumun huzur ve selametini ve Devletin güvenliğini ihlal edecek mahiyetteki beyanların ve yazıların cezasız bırakılması demek değil, sadece basının önceden kayıtlama ve kısıtlamaya tabi tutulmaması demektir. Sosyal görevini yerine getirebilmesi için basının özgür olması kadar sorumluluk şuuru ile hareket etmesi de şarttır. SORUMLULUK ŞUURUNDAN YOKSUN BİR BASIN, HER SORUMSUZ KUVVET GİBİ ER GEÇ SOYSUZLAŞIR VE TOPLUM HAYATINI SARSAN ve milli güvenliği tehlikeye sokan bir kuvvet halini alır.(E 1963/16, K. 1963/83, K.T. 08.04.1963 , AYM)

 AV. EMİNE AKTAN ÖZÇELİK


Bu yazı 267 kişi tarafından okundu.

Emine Aktan Özçelik yeni yazılarından önce sen haberdar ol

Her türlü soru ve görüşleriniz için lütfen bizimle iletişime geçiniz. Bu yazı izinsiz olarak kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve değiştirip kullanılamaz.

Copyright © Balıkesir Ticaret Platformu Telif Hakları MND Ajans'a Aittir.