Balıkesir Ticaret Platformu

Yükleniyor...
Balıkesir Ticaret Platformu

Gelecek Jenerasyonlar İçin Maslow Piramidine Bir Bakış

En temel insanı ihtiyaçlar nelerdir? Daha genel bir soru olarak insanın ihtiyaçları nelerdir? İşte tam bu soruda Maslow aslında hepinizin bildiği bir piramit inşa etti.

Piramittin en altında insanın biyolojik ve vazgeçilmez ihtiyaçları bulunurken piramitte üst katmanlara çıktığınızda ise insanın duygusal gelişimi için öz benlik yeterliliklerini gerçeklemesi için gerekli kriterler bulunur. Maslow'un düşüncesi genel, soyut ve rasyonel olduğu için teori olarak adlandırıldı, bende bu piramide inanırken yeni nesilde bu ihtiyaçların şeklinin değiştiğine çünkü insanın algı yetisinin manipüle edildiğine inanıyorum. Bunu da nedenleriyle sizinle paylaşmak ve bu duruma karşı bir farkındalık kazanmanızı istiyorum.

Piramidin en alt kısmında fizyolojik ihtiyaçlar barındırılır. Bunlar yiyecek, su, sıcaklık ve dinlenme ihtiyacıdır. Ardından güvenlik ihtiyaçları gelir. Bu kısımlarda doğrudan bir değişim olduğunu düşünmüyorum fakat piramidin devamı hakkında sizinle biraz tartışalım. Piramidin 3'üncü katmanında ait olma ve sevgi ihtiyaçları gelir, dostluklar, arkadaşlıklar, samimi ilişkiler. Yazıya devam etmeden önce bu düşüncelerimi okuyabilen kişiler için yazılmış bir karşı çıkma değil gelecek jenerasyon için öz benlik ve öz ihtiyaçlar kavramını vurgulamak istediğim bir yazıdır. Evet samimi ilişkiler herkesin genel ihtiyacıdır fakat sonraki nesiller için bu böyle midir?

Yakın geçmişte bir güven bağı kurmak zor kabul edilirdi bunun sebebi piramidin bir altında bulunan güvenlikten kaynaklanırdı bir güven bağı oluşması gerekmekteydi, çekirdek aile, beraber büyüdüğünüz insanlar bu sınıflandırmadaydı fakat teknolojinin gelişimi ile bu kavram başka bir hal alıp tek tıkla arkadaşlık kurma becerisine dönüştü. Gerçek olan ilişkiler sanalları yüzünden gölgede kaldı, değersizleşti. Sosyal medyalarda bir gönderiye karşı verilen bir mesajla insanlar hiç olmadığı kadar hızlı arkadaşlık kurabilir hale geldi burada dikkat çekmek istediğim nokta bir insanı hayatınıza yaklaşık 15 dakikada alma becerisine sahip bir toplum oluşturulduğu değil aynı zamanda 15 dakikada insanların sosyal ilişkilerini bitirme imkânının doğmasıdır.  Peki bu insanları ne özelliklerine göre hayatlarımıza girip giremeyeceğine karar veriyoruz, bizler için yeterliliklerini nasıl inceliyoruz? Profillerinde ki resimleri yani dış görünüş, açıklama kısmında bulunan iş, okul sosyal statü bilgileri veya takipçi sayıları. Burada da aslında piramidin 4'üncü basamağına geliyoruz statü, saygınlık. İnsanlar sosyal medyalarına her istediklerini yazabilir, bir baltaya sap olamamış birçok kişi yeni nesil afili iş unvanlarını veya yapmadığı tonlarca sahte şeyle hava attığına birçok kere şahit oldum. Saygınlık, statü ve çevre artık sanal ortamlarda sahte bir şekilde çok hızlı edilebiliyor bu da doğal olarak zor olana yani gerçekliğe önemi azaltıyor. Üzücü kısım ise bu sahte durumlara kişilerin kendilerinin de inanması, resimlere yapılan oynamalar sayesinde bireyin daha fazla beğeni alması kendini daha yakışıklı/güzel hissetmesine, aldığı beğeni sayısının veya takipçisinin artması bireyin bir çevre içinde bulunmasını hissettiriyor, pahalı veya güzel ortamlarda olduklarını hikâyelerinde paylaşmaları aslında onların daha üst bir sosyal seviyede olduklarını belli ediyor ve sebebi bu bizleri mutlu hissettiriyor.  Bu açıklamalarımdan sonra piramide bir kavram daha eklemek istiyorum “Sanal Yeterlilik”. Bu kısmın aslında piramitte yerinin olmadığının fakat sosyal mecralarda bu etkiyi hisseden kişilerde yerinin olduğunu düşünüyorum, aslında olmayan bir ihtiyaç yaratılıyor, olmayan bir dünyada.

Fakat bu sanal ihtiyacın bir dezavantajı bulunuyor, bir kişi kendini ne kadar kandırabilir? İşte burada bitmek bilmeyen bir döngüye giriyoruz. Kişiler bu kadar kolay elde edebildikleri şeyleri, bir o kadarda hızlı kaybetmez mi? Kaybettiğimizde ise ait olma, sevgi ihtiyacımız ağır basıyor, Maslow'un piramidi tekrar can kazanıyor. Fakat sanal birikimi bu kadar fazla olan sosyal bir canlının somut hislere geri dönmesi bir o kadar kolay olamıyor, çünkü aslında değer verdiği çevre sanal olan bireyler, ikili ilişkilerde gereken emekler harcanmamış olacak ve bu da gerçek çevrede de yeterli olmadığımız hissini uyandırmayacak mı? Bu sefer yalnızlık ve gerçekliğe dönüş kişilerde depresyon, asosyallik, anksiyete bozukluğu, sosyal fobi, aitlik eksikliği gibi durumlar ortaya çıkarmaktadır. Bu durumda birey gerçek arkadaşları ve gerçek başarılarıyla kendini toparlamakta fakat sonrasında tekrar sanal ortama dönmektedir, birey kendini oraya ait hissettiği için yapacaktır bunu. Oraya ait hissedecektir çünkü bunun bir bağımlılık olduğunu ve bunun bir bağımlılık olması için bu uygulama firmalarında özel ekiplerin olduğunu muhtemelen biliyorsunuzdur ve o kadar başarılılar ki bugün ben sizlere bunun bağımlılıktan çıkıp bir ihtiyaca dönüştüğünü anlatıyorum. Üzülerek söyleyebilirim ki bende bu döngünün içerisinde olduğumun farkındayım. Muhtemelen sizde bu döngünün içerisindesiniz. Bu döngüde olmak bizlerin hayattan aldığı keyfi gerçekten çok azaltıyor, değer yargılarımızı çok aşağı çekiyor. Çünkü hep bir belirsizlik içinde oluyoruz, ortada bir yanılsama var aslında. Bizler farkında olmadan sanal ortamlardaki ilgiye muhtaç bir hale geliyoruz, böyle olduğu zaman ise insan dengesiz tavırlar sergilemeye başlamıyor mu zaten?

Gelelim son kısma kendini gerçekleştirme yani piramidin son basamağı. Aslında hayran olduğumuz imrendiğimiz herkes, kendini gerçekleştirebilen kişilerdir. Bizlerin bu basamağa gelemediğimizi ve toplu bir mutsuzluk durumuna maruz kaldığımızı ve her geçen gün daha da kötüleşecek bir yolda ilerlediğimizi söyleyebiliriz. Yalnız kaldığınızda kendinizi mutsuz hissediyorsunuz ya işte sebebi bu aslında, iki tarafa da yatırım yapmak çok zor bunu dengeleyenler illa ki var ama çoğunluk bunu karşılamıyor. Milyarlarca insan kendini soyut sanal hazlara kaptırmış ve bakın bunu bir ihtiyaç gibi görmektedir. Sanal ortamlar da sizin yakın çevrenizden olanlar kadar ilgi görmek istiyorsunuz ve göremeyince insanlar kendilerini yetersizlik hissi ile baş başa buluyor.

Toplu olarak mutsuzluğa, doyumsuzluğa ve ilgi budalası bir jenerasyona hızla katkı yapıyoruz bizde. Şu an bunları okurken size saçma gelecektir belki ama etrafımda ki çoğu insan (düşünün sizin de öyle) paylaştıkları gönderinin beğeni sayısının fazla olmasıyla yaşadığı mutluluğu ve tatmini, arkadaşıyla kahve içerken yaşadığı mutluluğa değişebilir halde. Bizim bu duruma karşı koyabileceğimiz tek eylem ise gerçek ilişkilerin değerinin tekrar farkına varmaktan geçiyor. Emeğinizi harcamadığınız hiçbir ikili ilişkinin gerçek bir sevgi veya güven bağı oluşturamayacağına inanıyorum ve bunun tek yolu bu emeği harcadığınız insanların, sanal keyiflerden daha önemli olduğunun bilincini etrafımızdakilere verebilmekten ve hissettirebilmekten geçiyor. Bu sayede sanal yeterlilik diye adlandırdığım ihtiyacı hayatımızdan çıkarma şansımız olabilecektir.


Bu yazı 172 kişi tarafından okundu.

Mert Yandımata yeni yazılarından önce sen haberdar ol

Her türlü soru ve görüşleriniz için lütfen bizimle iletişime geçiniz. Bu yazı izinsiz olarak kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve değiştirip kullanılamaz.

Copyright © Balıkesir Ticaret Platformu Telif Hakları MND Ajans'a Aittir.